SONSUZ PANAYIR

Ayşe Balkar; 1945 yıllarında memur maaşıyla zorlukla evini geçindiren Saffet Balkar’ın lisede okuyan, çalışkan ve bir o kadar da hırslı olan kızıydı. Dönemin varlıklı, şanı ve şöhretiyle anılan, parayla her kapıyı açabileceğini düşünen, gününü gün eden ‘’İki binler’’ adı verilen kesimin arasına girme çabası içinde olan bu kız, iki binler kadar zengin ama onların aksine lisede ööğretmenlik yapan Ali Bey sayesinde iki binlerin merak ettiği yaşamına ve dünyasına ilk adımını atar.
Aynı zamanda yazı yazmaktan da hoşlanan Ayşe Balkar, lisede düzenlenen yarışmada yazdığı ailesinin kendisini hangi zorluklarla okuttuğunu anlatan yazıdan tüm öğretmenleri gibi Ali Bey’de etkilenmiştir. Çalışkanlığı, bilgisi ve dini konular hakkında iki binlerin çocuklarından daha fazla bilgiye sahip olan Ayşe Balkar, Ali Bey’in tavsiyesi üzerine onun yakın arkadaşı Mimar Süleyman Bolluk’un evine girip, iki kızına özel ders vermiştir. Böylece merak ettiği hayatı daha yakından inceleme fırsatı olmuştur.
Ayşe, haftada iki gün dahi olsa normal hayatına veda etmiş ve tanımadığı bir hayat olan iki binlerin yaşamına girerek orada gördüğü her şeyi yazıya dökmüştür. Ayşe’nin Okulu bitirmesine yakın yine Ali Bey’in yardımlarıyla Uzman Safitürk’ün yanında sekreterlik yapması söz konusu olmuştur. Ancak bu iş için okulunu ve Bollukların kızlarına verdiği dersleri bırakmalıdır. Ayşe’nin ailesi okulu bırakmasını istememekte fakat bu iş, ailenin maddi durumunu düzelteceği için de kararı Ayşe’ye bırakmışlardır.
Ayşe bu işi kendi ayakları üzerinde duracağı, o küçümsediği evden uzaklaşacağı ve hayalindeki yaşama kavuşacağı için hemen kabul etmiştir. Süleyman Bolluk ve Samet Şaşırtmaçların evinde kızlarına ders veren Ayşe, bu iş için her iki aileyi de bırakınca arada küçük çaplı bir tartışma meydana gelmiştir. Nihayetinde Ayşe, istediğini elde etmiş parası gayet iyi bir işe girmiş ve iki binler kadar olmasa da oturduğu evden kat kat iyi bir eve taşınmıştır. Ayşe ve ailesinin taşınmasına Uzman Safitürk ve onun Paris’te tahsilini yapan yeğeni Burhan Körbalta yardımcı olmuştur. Ayşe Balkar ve Uzman Safitürk’ün yeğeninin görüşmeleri o günle sınırlı kalmamış, Ayşe’nin iş yeri ve gece davetleri, bu ailelerin gelenek haline gelmiş eğlenceleri, Şaşbak pavyonundaki ritüelleri de dâhil olmak üzere ikili artık sık sık görüşür ve daha fazla sohbet eder olmuşlardır.
İş yerinde, Uzman Safitürk’ün aşırı disiplini her zaman gereğinden fazla çalışan Ayşe’yi bile zaman zaman zor durumda bırakır hale gelmiştir. Bu durumun farkında olan Burhan, bu konuda Ayşe’ye görünmez iyiliklerde bulunmaktadır.
Zamanla birbirlerine karşı bir şeyler hisseden Ayşe Balkar ve Burhan Körbalta evlilik kararı almışlardır. Ayşe’nin hayatı gayet güzel bir şekilde devam etmektedir. Çalıştığı şirkette Safinaz’la samimi olmuştur. Kendisi de dâhil çalışan kadınların azlığı onların işini bir hayli zorlamaktadır. İş arkadaşları tarafından zorbalıklara yerine göre tacize kadar uzanan zorlu bir çalışma hayatları olmuştur ama Ayşe Balkar hepsinin üstesinden gelmiş ve kendinden yaptığı iş ile söz ettirmeyi zor da olsa başarmıştır. Şirkette olan ve çevresinde onun kadar gösterişli hayatı yaşayamayan birisi vardır ve o da Bayan Safinaz’dır. Safinaz da Ayşe gibi alt sınıftan gelmiştir. Ayrıca güzelliğiyle iki binlere kendisinden söz ettiren bir kızdır. Safinaz Dış işleri Bakanlığında çalışan Nihat Sertman’ın karısıdır. Nihat Sertman iki binlerin sayılı zenginlerindendir.
Ayşe Balkar ve tüm iki binler camiası Safinaz’ı ilk olarak Taksim gazinosunda görmüşlerdir. Bu ortamda oldukça zorlanan Safinaz tüm dikkatleri üstüne çektiği gibi bir de masalarda tanıştırılmak üzere insanlara yeni bir eşyaymış gibi tanıtılıyor ve bu şekilde iki binlerin gelenekleri devam ettiriliyordu. Gazinoda Ali Bey ile tanıştırılan Safinaz, Ali Bey’in kafasını o andan beri karıştırmış ileride duygularını da kontrol edemeyecek hale getirmiştir.
Ali Bey, servetini ailesinden alan annesi Afife Hanım ve Babası Mehmet Ali Paşa’yı kaybetmiş ikinci bir annesi yani teyzesi ile birlikte yaşamaktadır. Hiç evlenmemiş ve hiç de evlenmeyi düşünmeyen Ali Bey’in ailesinden tek geriye kalan anılarla dolu bir ev, annesi ve babasından kalan en değer verdiği kütüphanesi ile hayatına devam etmektedir. Kendisi de iki binlerden olmasına rağmen onlara benzemiyor, har vurup harman savurmuyor, sorumluluklarını biliyor ve en önemlisi okumayı çok seviyordu.
Tahsilini annesinin isteği üzerine Paris’te yapan Ali Bey, okulunu bitirip geldiğinde annesinin ölüm haberini almıştır. Kendini bu konuda suçlu hissetmektedir. Bu nedenle evdeki hiçbir şeyin yerini değiştirmemiş hepsi anılarındaki gibi bırakmıştır. Artık ailesinden geriye annesi gibi gördüğü teyzesi Sakıbe Hanım kalmıştır.
Safinaz Nihat Sertman ile evliliği eski hayatına devam edebilmek için kabul etmişti ve babası yaptığı tüm birikimi Nihat Sertman’ın babasına kaptırmış ailesi çok zor durumlarda kalmıştır. Bu evlilikten mutlu olmadığı gibi Nihat Sertman’ın yakın ahbabı Üftade Hanım’dan da hiç haz etmiyor ve sürekli aynı ortamda bulunmak zorunda kalıyordu. Babasının maddi zorluklarından dolayı tanıdığı Samet Şaşırtmaç’tan da hoşlanmayan Safinaz sevmediği insanlarla aynı ortamda bulunmaktan haz etmiyordu.
Safinaz bu zor durumlardan biraz olsun rahatladığını düşünürken babası Sıtkı Bey zehirlenerek ölmüştür. Bu olay Safinaz’ı duygusal ve ruhsal yönden çok kötü etkilemiştir. Mutlu olmadığını bu evliliği artık hiçbir şekilde istemediğini düşünmeye başlayan Safinaz’ın farklı düşünceleri oluşmaya başlamıştır.
Bu dönemde mülk edinerek zenginleşen beyler vardı. Mülk edinerek zenginleşen apartman beylerinden biri de Uzman Safitürk’tür. O, Şaşırtmaç gibilerle ortaklık yaparak onların borsada kazandığı kirli paraları normal bir kazanç süsü vermek amaçlı kurulan şirketlerin başında durmaktadır.
Safinaz ile Ayşe arasındaki benzerlik ve bu tüm olanları hem yakından hem de uzaktan inceleyen biri daha vardır o da Firuzan Tıngır’dır. Gazeteci olan bu adam olur olmaz haberler yapan, iki binler ve apartman beylerinin zenginleri arasındaki dedikoduların, gösterişin, doğrunun ve yalanın karıştığı kişiliktir. Sıradan insanların sorduğu sorulara bile düşünerek cevap verdiği için o dönemde bu adam basına güveni azaltmaktadır.
Samet Şaşırtmaç, iki binler arasında borsa kralı olarak tanınan sayılı zenginlerdendir. İçine kapanık bir kız olan ve zenginlerden pek hoşlanmayan eşiyle birlikte hayatını sürdürmektedir. Hemen hemen herkesin hoşlanmadığı bir insan olan Şaşırtmaç’a zengin camiası “aygır herif” lakabını takmıştır. Ahbabı Üftade Hanım onu bu şekilde tanıtmıştır. Şaşırtmaç, Ayşe Balkar’ı kızına ders vermesi için tutmuştu. Son dönemlerde Bay Şaşırtmaç’ın borsa işleri çok kötü gitmiş artık iki binlerden sayılamayacak duruma gelmiştir. Bu durumda çevresinde kimsenin ona saygı göstermeyişi onu ruhsal bunalıma sokmuş ve hareketlerini tuhaflaştırmıştır.
Ali Bey’in Safinaz’a olan ilgisi giderek artmaktadır. Bu konuyu bir şekilde kapatmaya çalışırken, Safinaz bu berbat bulduğu evlilikten Ali Bey ile evlenerek kurtulabileceği düşüncesini gütmekteydi. Bu düşüncesini Ali Bey’e söylediğinde Ali Bey her ne kadar Safinaz’a bir şeyler hissetse de teklifini reddetmiştir. Ayşe Balkar ve Burhan Körbalta’nın nişanlandığı gün Safinaz, Şaşırtmaçların evine gitmiş ve orada Bay Şaşırtmaç’ın deliler hastanesine zorla götürülmesine şahit olmuştur. Bu esnada kendi yaşadıklarının da etkisiyle oracıkta bayıldı. Uyandığında haberini aldığı hamileliğinin şokuna girdi.
Bu olaylar sırasında Ali Bey ise Süleyman Bolluk, Burhan, Bay Sertman, Uzman Safitürk ve Saffet Balkar ile açacakları basın şirketiyle ilgilenmektedir.
Bu romanda Halide Edip Adıvar, yanlış batılılaşmayı, 1946’lı yıllarda insanların özünden ayrılarak kendilerinden geçtiklerini, legal ve illegal yollardan nasıl zengin olduklarını ve kadının çalışma hayatına girmesiyle mobbinge uğramalarını anlatmaktadır. Romanda o dönemde ortaya çıkan ve özenilen 3 kesim vardır.

  1. Kesim: Samet Şaşırtmaç gibi karaborsada kazandığı paralarla iki binler adını verdikleri, iğrenç eglence anlayışlarına sahip, ortamlarda haksız kazançları harcayan zengin kesimdir.
  2. Kesim: Uzman Safitürk gibi karaborsada kazanılan paranın tutuldugu ve sözde yatırım yapıldığı şirketlere ortak olup birer apartman beyi ünvanı alan zenginlerdir.
  3. Kesim: Ali Bey gibi zenginlikten övünmeyen aynı zamanda iyi bir egitim almış, bünyesinde paris tahsilinden dolayı Dogu-Batı sentezi bulunduran zengin kesimdir.
    Bu kesimler, eğlence dünyalarının abartılı halleri ile geride bir alt sınıf bırakarak burjuva oluşturmuş ve böylece alt tabakadaki insanları kendi sınıfına geçme çabası içinde bırakmışlardır.
Sonsuz Panayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.